Kitaplardan, filimlerden, oyunlardan, anılardan
Seçmeler

Kurtuluş dizisinin 3. Bölümü ..... "Şu çılgın Türkler" romanı ................... Turgut Özakman

Sakarya savaşı öncesinde Londra Carlton otelinde Emperyalizmin o günlerdeki önder ülkesi İngiltere'nin iki yetkilisi arasında şu konuşma geçiyor:
"- Başkanı olduğun İyonya bankası Yunanistan'a hemen kredi açamaz mı? Bende o zaman istedikleri kadar silah yollarım.
- Fakat Yunanistan bütün kaynaklarını Anadolu seferi için tüketmiş durumda.
- Olsun, madenleri, tarımı, ticareti ile Batı Anadolu açacağınız kredi için yeterli güvencedir."

Dikkat edelim, bankanın adı İyonya. İyonya denince ister istemez aklımıza 3200 yıl öncesi geliyor. Çoban Paris, Menelaos'un karısı Helene'yi Aka ülkesinden Troya'ya kaçırdı diye mi, Ege'nin batısındaki akha ve müttefiki tüm kentler ile Ege'nin doğusundaki İyon ve müttefiki tüm kent devletleri on yıl boyunca, tarihin bilinen ilk toplu savaşına giriştiler, bir uygarlığı yerle bir ettiler. Yoksa bu savaş batı Anadolu'nun zenginliklerinden pay almak isteyenlerin çıkardığı tarihin ilk emperyalist dünya savaşı mıydı?
M.Osman AKBAŞAK

İkinci adam 1. cilt. 237. sayfa ................................ Şevket Süreyya Aydemir

"İsmet Paşa Lozan'a ait anılarını naklederken o günlerin havasını şöyle aksettirir:
Güçlüğü hatırlatmak için size söylüyorum. Orada bir akşam, İngiliz Murahhası Lord Gürzon bana şöyle dedi:
- Aylardan beri müzakere ediyoruz. Arzu ettiklerimizin hiç birini alamıyoruz. Vermiyorsunuz. Anlayış göstermiyorsunuz. Memnun değiliz sizden. Ama ne reddederseniz, cebimize atıyoruz. Cebimize saklıyoruz. Memleketiniz haraptır. Yarın geleceksiniz. Bunları tamir etmek için, kalkınmak için yardım isteyeceksiniz. O zaman bu cebime koyduklarımdan her birini birer birer çıkarıp size vereceğim.
Ben cevap verdim:
Çok emekle bu neticeye varmışızdır. Şartlarımız milletimize göre haklıdır. Bunları behemehal alacağız. Biz bunları alalım. Siz şimdi verin. Sonra gelirsek istediğinizi yapın."
M.Osman AKBAŞAK

I.Dünya savaşının başında "Kutsal Cihat" ilanı ........ Türkiye'de Beş Sene Liman Von Sanders

Kafkas ve Mısır cephelerinde büyükçe olaylar ortaya çıkmak üzereydi. Kasım ayı ortalarına doğru Türk Hükümeti tarafından gösterişli bîr şekilde Kutsal Cihat ilân edildi ve bu şekilde Müs-lümanların eski zamanlardaki en kuvvetli silahı da savaş terazisi-ne atıldı.
Bu ilân ve tedbir ile Türk Harbiye Nezâreti; bütün İslâm âle-mi üzerinde çok büyük ve genel bir manevî etki edeceği İnancın-da ise de gerçekte çok aldanmış bulunuyordu. Esasen, padişahlık uğrunda büyük bir cesaretle ölüme atılan derin inançlı Anadolu askerleri için Kutsal Cihat ilânına gerek yoktu. Türklerin hâkimi-yeti altında bulunan Müslüman Araplar arasında ise Kutsal Cihat; kendileri ile Türkler arasında kökleşmiş ayrılık ve Türk idaresine karşı yeşermekte olan memnuniyetsizlik karşısında hiçbir tesir gösteremedi.
Kendilerinden yardım beklenilen uzak veya yakın sınır komşusu İslâm milleti; ya îtilaf Devletlerinin nüfuzu altında bulunan veyahut o zamanki İran gibi genel bir millî hareketle, büyük bir savaşa girebilecek kuvvet ve kabiliyette olmayan hükümetlerden ibaret idi. Kuzey Afrika'da ise, İtalya Meclisi'nde 8 Mart 1915'te yapılan açıklamaya göre; fetvanın en ufak bir etkisi bile görülmemişti.
Kutsal Cihat; esasen gerçek manasıyla görünürdeki tatbiki, uygun olmayan bir şekilde yani Türkiye'nin Hıristiyan hükümetleriyle ittifakı ve Türkiye ordularında Alman ve Avusturya subay ve erlerinin savaşa katılması tarzında gerçekleşti.
Kutsal Cihat; 1914 Kasım ayında İstanbul'da genellikle millî gösterilerde yapılması alışılagelmiş olan birtakım tertiplerle oluştu: Türk polisi tarafından tertip ve tanzim edilen birtakım alaylar caddelerde dolaşıyordu. Bu alaylara birkaç kuruş para karşılığın-da bazı kişiler katılıyordu. Bunun için İstanbul'da bu gibi alaylara ve toplantılara katılanlar; neye hizmet ettiklerini bilip bilmemeleri kendilerince bir olan hemen aynı insanlardır. Bu defa bunlar; yeşil bayraklarla etrafı dolaşıyor ve müttefik devletlerin sefaretlerini ziyaret ediyor ve gösterinin bitiminde; 20 Kasım'da sahibi Ermeni olup bir süre önce Rus tabiiyetine girmiş bulunan Tokatlıyan Oteli'nin camlarını ve aynalarını parça parça ediyorlardı. Bu gösteri-lere yalnız bir kısım yabancılar nezdinde ve -abartılı haberlerden dolayı- Almanya'da önem verildi. Gerçekte ise kıymete sahip Türkler, daima ağır başlı ve uzak görüşlü olup derin duygularını gürültülü gösterilerle dışa vurmayanlardı.

M.Osman AKBAŞAK

"Bir İnsan" Romanı sayfa 261 .......................... Oriana Fallaci

Bazı tür diktatörlükler rastlantı sonucu çıkmaz ortaya. Kendilerinden önceki siyasal sınıfın, onun yeteneksizliklerinin, sorumsuzluklarının ürünüdür. Onların bir sonucudur. Kendinden önceki siyasal sınıfın yalanlarının, sahtekârlıklarının meyvasıdır. İşlenmiş faciaları düzeltebilmek için özgürlüğü boğmak gerektiğine inanan budalalar arasında yalnızca Papadopulos gibiler yoktur, Yoannidis gibiler de vardır. Devirmeyi amaçladıkları İktidar'ın maşası olduklarını farkedemeyecek kadar beyinsiz ve şiddet dolu bu insanlar. Bunu da iyi niyetle yapıyorlar. Nitekim, sonradan da ödüyorlar yaptıklarının bedelini. Averof'lar ise hiçbir zaman ödemiyorlar. Sünger gibidirler onlar. Üzerlerine kurşun bile sıksanız, yine su yüzüne çıkarlar ve hep de yaşlılık nedeniyle yataklarında ölürler.
M.Osman AKBAŞAK

.