|
O,Cumhuriyetin
ilk çocuklarından
Zafer Bayramının ikinci yılından
Bir gün önce doğmuş.
Kuvayı Milliyeden istiklal madalyalı
Mansur Mükerrem'in yedinci çocuğu olmuş.
Savaştan çıkılmış, yokluk yılları
Toz, toprak içinde köy çocukları
Tarla, bağ, bahçe didiniyor herkes
Bir lokma, bir hırka tüm umutları
Hem eski Türkçe hem yeni Türkçeyi
Öğrenip de okula başlamış
Okuma bilmeden gelen arkadaşlarına
Bir hayli şaşırmış.
Yıllar; idealist Cumhuriyet öğretmenleri yılları
Hem çekindi hem saydı hem unutamadı
Muallim Besim Bey ile Nihal Hocahanımı
Daha İlk Okulda ne çok şey öğrendi
Ama geçim derdinden
Eğitimine devam edemedi.
Okul sonrası girdi kasabadaki fabrikaya
Sabah ezanlarında düştü karanlık yollara
Orada öğrendi tornayı, tesviyeyi
Daha da hayata dair çok şeyi
|
Askerliği
geldi ikinci Cihan Harbine
Kurası çıktı önce Selimiye Kışlasına
Oradan da Zeytinburnu silah fabrikasına
Cephane ürettiler Türk Ordusuna.
Askerlik sonrası döndü fabrikasına
Sıra geldi bir yuva kurmasına
Annesinin köyünden bir kız beğendi
Onunla muradına erdi
Tanrı bir kız, bir erkek evlat verdi.
Kazandığı çoğu zaman yetmedi
Ömrü çalışıp didinmekle geçti
Hem işte çalıştı hem bağ bahçede
Hem sebze, meyve yetiştirdi
Hem tavuğunu besledi
Hem yakacak odununu kesti
Ama hiç haram yemedi, yedirmedi
İçki, sigara, kumar ne bilmedi
Bize de hep iyiyi, doğruyu öğretti.
Ahir zamanında ele güne
Muhtaç olmadan geçindi.
Eşi ile el ele
Gidebildiği yere kadar gitti.
|
O
kötü hastalık eşini yakaladığında
Dünya yıkıldı başına
Gece gündüz başucunda
Gözü gözünde eli elinde
Tıpkı bir anne şefkatinde
Baktı, yedirdi, içirdi
Veda vakti geldiğinde
Gelin getirdiği köyüne
Bir düğün konvoyuyla
Götürüp yerine yatırdı.
O, ömrünün en büyük acısıydı.
Ondan sonra hayatta en çok
Namazlarını ve çocukları sevdi
Sadece torunlarının değil,
Tüm çocukların dedesiydi.
Zengin ve kariyerli olmadı,
Çalmadı, harama el uzatmadı
Az olanı bile hep paylaştı.
Sıradan ama değerli ve
şerefli bir insan
O benim biricik babam.
|