Beykoz Dalyanı ...... 200 yıldan bugüne
 
DALYAN NEDİR?

İlk örneklerine antik çağlarda rastlanan, deniz, göl ya da ırmak içerisine, altlarına ağlar gerilmiş çubuklar dikmek suretiyle yapılan bir tür balık yakalama sistemidir. 30 yıl öncesine kadar İstanbul boğazının ve Marmara denizinin pek çok yerinde görülebilmekte olan dalyanlar, günümüzde Beykoz koyu hariç (bazı yıllar çok minyatür olmakla birlikte Sarıyer ve Caddebostan'a da kuruluyorlar) anılarda kalmıştır. (ah nerde eski dalyanlar, bir ağ atıldığında orkinoslar ağın içinde çırpınır, deniz kan gölüne dönüşürdü cümleleri). Bir de eskilerde Beykoz'da dalyan çay bahçesi bulunurdu sahildeki eski karakolun yanında. Şimdi de Beykoz sahilde dalyan kafe bulunur ama nerde o eski dalyan çay bahçesi. Nerde o eski Beykoz
ONLAR BOĞAZA DALYANIN DİREKLERİNDEN BAKIYORLAR

AYKUT AYKANAT 6 Mayıs 2007

Eskiden İstanbul denince akla dalyanlar gelirdi. Ama 1920'li yıllarda İstanbul Boğazı'nda bulunan 50'yi aşkın dalyandan sadece biri, Beykoz Dalyanı bugün de faaliyet gösteriyor. Bu hafta sonu kurulmaya başlanacak dalyanda temmuza kadar Karadeniz'den Marmara'ya akan balıkları avlamaya çalışılacak. Dalyanın sahibi aileden balıkçı olan Mustafa Kılınç, yaklaşık 20 yıldır bu işi yapıyor. Yazın taze balık tutmanın iyi bir kazanç kapısı olduğunu söyleyen Kılınç, işin zorluklarını şöyle anlatıyor: 'Üç ay boyunca 25 kişi gece gündüz denizde yaşıyor adeta. Yağmurda, soğukta, kızgın güneşin altında... Sabahın beşinden akşama kadar ağları kontrol etmek, balıkları toplamak kolay değil. İşin içinde eli boş kalmak da var. Geçen yıl çok kötü geçti, emeğimiz boşa gitti. Ama balıkçı umutla yaşar, dalyanı kaldıracağımız gün bile heyecan eksik olmaz.'

KÜÇÜK BALIKLAR BEYKOZLULARA
Sazan, torik, çipura ve barbun dalyan ağına takılsa da orkinos yok artık. Anlatılanlara bakılırsa 1950'lı yıllarda Boğaz'daki dalyanlarda orkinos bereketi yaşanırmış. Dalyanda tutulan balıklar, sezon öncesi yapılan anlaşmalarla İstanbul'un lüks restoranlarının mutfaklarına yollanıyor. Dalyandan çıkan balıktan martılar ve Beykozlular da nasipleniyor. Restoranlara satılamayacak kadar küçük balıkların halka dağıtılması eski bir dalyan geleneği. Bu balıklar küçük de olsa lezzetli mi lezzetli!

Çalışanlar için varsa yoksa ağa takılan balık miktarı. Çünkü dalyan geleneğine göre balığın yüzde 60'ı işletmeciye, geri kalanı da çalışanlara pay ediliyor. O yüzden ta Bartın'dan kalkıp İstanbul'a, dalyanda çalışmaya gelen 25 kişinin gözü yine ağlarda olacak. Çünkü balıkların işi belli olmaz. Eğer yolunuz Beykoz'a düşerse ve denizin ortasında dalyan direğinden şehre bakan insanları görürseniz, bilin ki Karadeniz'den akan balıklar ve gencecik insanların hayalleri yine ağlara takılıyor.

DALYANDA BALIK NASIL AVLANIR?
Her yıl mayıs ayında kurulan dalyanda, temmuza kadar avlanılıyor. Dalyancılar, önce 5-6 direği birbirine bağlayıp denize dikip direkler arasına ağları döşüyor. Sonra kapakçılar dalyan direklerinde nöbet tutmaya başlıyor. Karadeniz'den akın eden balıklar limana girince, dalyan direğindeki nöbetçi daha önce hazırlamış olduğu taşı balık sürüsünün arasına fırlatıyor. Kaçmaya başlayan balıklar limana doğru akın edip dalyanın kapısından içeri giriyor. Nöbetçi, hemen dalyanda çalışan diğer arkadaşlarına haber vererek dalyanın kapısının kapatılmasını sağlıyor ve böylece av sona eriyor.

 
Sayfa Başı
 
Beykoz Dalyanından Fotoğraflar
.
.
.
.
 
Sayfa Başı
Sayfa Başı
Sayfa Başı
 
Sayfa Başı